Herkese merhaba,

Başlıktan da anlaşıldığı üzere bu bir yazım kuralı yazısı tabi ki değil. 🙂 Sade ve gerçek olan yalnızlığın aslında korkulacak bir durum olmadığını, aksine dünyada ki en büyük huzur olduğunu anlatmak istiyorum.

Yine, hikayemi anlatmak için “yogadan önce” diye başlayan cümleler kurmak zorundayım. Zira artık herkesin bildiği gibi yoga ruhumun miladı. Hayatımın diğer alanlarında olduğu gibi yalnızlık konusunda da yogadan önce saçma sapan düşünceler içerisindeydim. Sırf yalnız kalmamak uğruna hayatıma aldığım gereksiz insanların sayısını hatırlamıyor olsam da aklıma gelen birkaç kişi için şu an bile büyük pişmanlıklar yaşıyorum. İsim isim ifşa etmeli miyim bilemiyorum ama eğer o dönemde yoga yapıyor olsaydım yaşamımın kıyısından dahi geçemeyecek insanları kalbimin en orta yerine oturtmazdım.

Eğer gerçek yalnızlığın yani huzur veren yalnızlığın bu denli keyifli olduğunu erken fark edebilseydim ruhumu ve zihnimi daha az hırpalamış olurdum. Asıl söylemek istediğim ve farkındalığınızı çekmek istediğim konu; yalnızlık bizlerin korkması gereken bir olgu değil aksine içsel mutluluğumuzun en büyük anahtarı. Biz zannediyoruz ki hayatımızda ne kadar çok insan olursa ve ne kadar çok etkileşim halinde olursak o kadar iyi o kadar mükemmel bir hayat yaşarız. Oysaki durum bunun tam aksi.

Bir iş yerinde mesela tüm birimlerde çalışan insanlarla ilişkiniz varsa eğer girişken, sosyal ama aksi bir durum içerisindeyseniz asosyal oluyorsunuz. Background’ı çok güçlü ya da yeni nesil tabiri ile çok popi betimlemelerinden birinde kendinize yer bulamadıysanız vay halinize. Yani yine toplumun istediği kategoride yer almak için çaba sarf edip duruyoruz.

Çok yakın zamanda yaşadığım bir durumu anlatmak istiyorum. Bayram tatilimi İspanya’da geçirdim. Yakın bir arkadaşımla tur satın almıştık ve 38 kişilik bir grupla yaptık tatilimizi. Grup 38 kişi olunca ve 38 kişi ile 8 gün geçirince minik dedikodular kaçınılmaz oldu haliyle. Bizim gruptan ton ton bir amca. 🙂 Tüm iyi niyeti ile durmadan sohbet etmek istiyor. Ben de özellikle yolculuklarda kendime ait bir alanım, özel dakikalarım olsun istiyorum ama 38 kişi ile ne mümkün.

Arkadaşım benden daha girişken, yani sizin tabirle daha popi olduğu için onun sohbet tavan. Ton ton amcamız arkadaşıma benim ne kadar suratsız olduğumu ima eden cümleler sıralayıp durmuş. 🙂 Şimdi eskiden olsa benim için ülke problemi olurdu ama son 4 yıldır durumlar karşısında aldığım tavrı takındım hemen ve tabi ki gülüp geçtim.

Ben yalnızlığımla ya da başka bir deyişle suratsızlığımla çok mutluydum. Elimde fotoğraf makinam ve sırt çantamda taşıdığım özgürlüğüm ile hayatımın en mutlu tatilini yaşıyor ve yazacağım yazılar için heyecanlanıyordum. Ne kadar suratsız olduğumu duymak beni mutsuz etmedi ya da düşürmedi. Aşağı çekmedi bu durum beni. Aksine ne kadar doğru bir yolda olduğumu bir kere daha anladım.

Yalnız vakit geçirmek ve bu durumdan keyif almak sanılanın aksine dünyadaki en huzurlu duygulardan biri bana göre. İletişim kurmak, yeni arkadaşlar edinmek, dostluk; tabi ki çok güzel durumlar ancak özünüzle baş başa kalmak, az konuşmak, yerinde iletişim kurmak; insanların kaba tabirleri ile suratsızlık ya da sorunlu olduğunuzun göstergesi değil bilakis ne kadar bilge olduğunuzun göstergesidir.

İnsanlar size dışardan baktıkları zaman bırakın YANLIZ olduğunuzu düşünsünler. Tıpkı yazım kuralında olduğu gibi büyük bir hata söz konusu bu durumda da. Çünkü ben YANLIZ değilim YALNIZIM ve gerçek yalnızlığımla oldukça mutluyum.

Ruhum konuşmak istemiyorsa susar, yalnız kalmak istiyorsa bunu yapar… İhtiyaç duyduğu şey her neyse bunu dayatmalardan uzak duygular ve mutsuz değil, olması gereken bu deyip ardına bakmadan dilediği gibi yaşar.

Gün içinde iş yerindeyken de kendime ait zamanlar yaratmaya çalışıyorum. Bir ağacın altında oturup kitap okuyorum, video izliyorum, blog bakıyorum ve çoğunlukla kimseye ihtiyaç duymadan zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum bile.

Çok sevdiğim ve zaman geçirmekten müthiş zevk duyduğum birçok yakınım ve dostum tabi ki var. Dertleştiğim, eğlendiğim, omzunda ağladığım, gülmekten kırılıp geçtiğim insanlar hayatımın en güzel yerinde duruyor durmasına ama kendimle vakit geçirmek için zaman yaratmak benim için dünyadaki en büyük keyif. Yalnız kahve içmek, yalnız seyahat etmek, yalnız alışveriş yapmak, yalnız yürümek…

Eğer kalabalıkta yaptığın her şeyi yalnız yaptığın zaman da zevkle alabiliyorsan bu YANLIZLIK değil HUZURDUR, kendini bulmuşluktur. Doğru yoldasın…

NAMASTE

Paylaş

Yazar Hakkında

1 Yorum

  1. Hani insan doğar, büyür, yaşar, ölür ya… bu yazı işte tüm bu evrede olması gerektiğine inandığım bir şeyden bahsediyor. Kimsenin buna katılmasını bundan benim gibi keyif almasını beklemedim. Fakat yadırgamalarına da şaşırıyorum.

Yorumlar

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.