Paris… Ya da Fransa’da yaşayanların söylemleri ile Pari. Bana sorarsanız şehri romantik yapan Eiffel Kulesi değil. Gotik mimarinin bulunduğu tüm kentlerde bir romantizm hakim. Paris de bunlara verilebilecek en büyük örmekler arasında.

Klasik bir Paris turunda tabi ki bizimde ilk rotamız Eiffel Kulesi oldu. Kulenin hikayesini bilmeyen yoktur ama kısaca değinelim.

Kulenin yapımına 26 Ocak 1887 yılında başlanıyor ve yapımı 2 yıl 2 ay ve 5 gün sürüyor. Eiffel ismini mühendisi Gustave Eiffel’den alıyor.

Yapıldığı tarihte imza kampanyası başlatılarak yıkımı için büyük bir çaba harcanıyor. Kulenin yapılma sebebi Barcelona’da yapılacak olan fuar olsa da Fransız ihtilalinin 100. yıl şerefine yapılmasına karar veriliyor ve Seine Nehri kıyısında inşaatına başlanıyor.

2016 Mayısının ilk haftası gittik ve müthiş bir güneşle karşılaştık. Sizde yağmurda gezmeyi sevmeyenlerdenseniz şayet Mayıs ayı itibari ile planlayabilirsiniz gezinizi.

Biz iki günü Paris’te, 1 tam günümüzü Disneyland’ta geçirdik ve 4. günde evimize döndük. Champs Elysees, Louvre Müzesi, Eiffel, Seine Nehri turu ve tabi ki benim için en özel olan yer Montmartre (Ressamlar Tepesi) için 2 gün bize yetti.

Makinayla çekilen fotoğrafların ışıkları ve görüntü kalitesi başka. Aşağıdaki fotoğraf Eiffel’in tepesinden. Bir bölümünü camdan yapmışlar ve beni oraya çıkarmaları hiç kolay olmadı. Sanki cam kırılacakmış ve siz onca insanla beraber aşağı düşecekmişsiniz gibi bir his yaşıyorsunuz. Benim için oldukça korkunçtu. 🙂 Tabi fotoğrafa bakınca iyi ki yapmışım diyorum.

1- Champs Elysees

Paris’in en popüler caddesi. Bizim de alışveriş ve kahve için ilk adımımız bu caddeye oldu. Caddenin başladığı yerde Arc de Trimophe yani zafer takı bulunmakta. Napoleon’un emriyle yapımına başlanan anıt ancak 30 yıl sonra tamamlanabiliyor.

Tüm dünya markalarının bulunduğu çok uzun bir cadde Champs Elysees. Bizim ilgi alanımıza giren birçok marka mevcuttu. Disney Store, Agatha ve Macaron sevenler için Laduree bizim öncelikli tercihlerimiz arasındaydı. Biz Paris şehir turundan sonra otele yerleştik ve akşamüstü geçebildik caddeye. İyi ki hemen aradan çıkarmışız çünkü ertesi gün buraya uğramak için bir dakikamız bile yoktu.

2- Louvre Müzesi

Fransa’nın ilk devlet müzesi. Paris’te Eiffel’den sonra en çok turist çeken ikinci bölge. Ana giriş olarak bilinen piramit müzenin en son inşa edilen bölümü ve turistlerin en fazla fotoğraf çektirdikleri alan. Louvre’de bir yoga pozum olmasın mı dedim, sağolsun kızkardeşim en güzel açıdan yakaladı. 🙂

Yalnız bu müze için birkaç saat değil en az bir gün ayırmanız gerektiğini belirtmeliyim.

3- Seine Nehir Turu

Paris’teki ilk tam günümüze rehber eşlik ettiği ve tüm aktivitelerimizin biletlerini o aldığı için maalesef nehir turuna ait biletimizi istemeyi unuttum (biletleri saklıyorum çünkü). Yaklaşık bir saat sürdü nehir turumuz ve Paris’te görülmesi gereken her yeri bu turla tamamlamış olduk.

Rehber kafa adamdı. 🙂 Her ne kadar onu çok fazla dinlemesek de seve seve anlattı her karışını. Bizim öncelikli aktivitemiz fotoğraf olduğu için oda kısa bir süre sonra alıştı buna. 🙂

Bu fotoğrafın özgün halini bulamadım. Instagram’da da saçma sapan bir süsle paylaşmışım. :/ Ama genel olarak keyifli ve önerebileceğim bir gezi oldu. Biletlerimiz rehberlik hizmetinin içine dahil olduğu için bu tura ne kadar ödeme yapıldığı hakkında bir fikrim yok.

4- Montmartre (Ressamlar Tepesi)

İşte Paris’te beni en çok etkileyen yer Ressamlar tepesi. Sacre Coeur Bazilakası burada. Gitmişken mum yakmadan dönmek tabi ki olmazdı. Çok duygusal bir yer. Çok anlamlı. Şimdiye kadar gezdiğim en güzel kutsal mekanlardan biri. Etrafta alışveriş yapabileceğiniz birçok dükkan ve yemek yiyebileceğiniz bir sürü mekan var. Paris gezim boyunca Disney’i saymazsak en güzel alışverişimi bu lokasyonda yaptım. Dünya tatlısı atlıkarınca ve macaron’lu bilekliklerimizi buradan aldık Burcu’yla.

Dilerseniz meydandaki ressamlardan birine portrenizi yaptırabilirsiniz. Biz tercih etmemiştik ama ikinci gidişimde yaptırmayı düşünüyorum. 🙂

Ve dönerken mutlaka çantanızda atlıkarınca bulunsun. 🙂

Daha önce gittiğim, gördüğüm bir ülkeye ikinci kez gitmek yerine hiç görmediğim yerleri keşfetme taraftarıydım ama Paris defalarca görülmeye değer bir yer. Paris ile ilgili yazacağım ikinci blog daha dolu dolu ve daha bilgi içerikli olur diye düşünüyorum çünkü Fransa benim ilk AB ülkesi seyahatimdi.

Bir sonraki blog eğlence dolu Disneyland’dan olacak.

NAMASTE

Paylaş

Yazar Hakkında

Yorumlar

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.