Disneyland Paris

0

En büyük hayallerimden biriydi Disneyland. Fotoğraflarıma baktıkça içim mutlulukla doluyor hala. İyi ki gittim dediğim ve bir sonraki ziyareti iple çektiğim bir yer.

Bir tam gün geçirdim Paris seyahatim sırasında Disneyland’ta. Ve gerçekten doymadan döndüğüm bir yer oldu. Disneyland kesinlikle büyükler için yaratılmış bir park. Çocuklardan daha fazla eğlendiğimizi düşünüyorum. Milyon kare fotoğraf çektim, saatlerce alışveriş yaptım ve her karışını, her detayını tüm ayrıntısına kadar izleyip önce zihnime sonrada kalbime kazıdım. Fonda; size eşlik eden kesintisiz bir müzik, her adım başı karşınıza çıkan minnoş dükkanlar ve alabildiğine görsellik. Disneyland’ı bir cümle ile betimle derseniz ‘Mutluluğun Somut Hali’ derim hiç düşünmeden.

Otelimiz Disneyland oteller bölgesinde yer alıyordu ve yarım saatte bir gelen shuttle otobüslerle 10 dakikada otelden parka geçebiliyorduk.

Alışveriş yaptıktan sonra aldıklarımızı taşımamak için otele birkaç defa gitmek zorunda kaldık. Onun dışında kapanışa kadar tüm vaktimizi parkta geçirdik. Akşam 23:00’te harika bir görsel şölenle kapatılıyor park ama koşar adım kapanışa gitmeden önce parkın diğer detaylarını vermek istiyorum.

Park iki bölümden oluşuyor. Rehberin bize tavsiye ettiği gibi önce Studio bölümü ile başladık. Park’a giriş yapar yapmaz karşınıza kocaman bir shop çıkıyor. Minnie Taçlarımız kafamızda giriş yapmak istediğimiz için önceliğimiz bu dükkanı ziyaret etmek oldu. 🙂

Taçları kafamıza geçirir geçirmez Disneyland’ın ilk ritüelini gerçekleştirmiş olmanın mutluluğu ile parka daldık hemen. Elimizde Disney’in haritaları olsa da kendimiz keşfetmeye karar verdiğimiz için o haritalara baktığımız pek de söylenemez.

Fotoğrafta elimde gördüğünüz tatlılık Disney’in giriş bileti. Giriş ücreti 100€ ancak Disney bölgesindeki otellerde konakladığınız taktirde 80€ ödeme yapıyorsunuz. Ülke ekonomisine katkısından bahsetmeme ayrıca gerek yok sanırım. 🙂 Biletiniz bir tam gün geçerli. Gün içerisinde dilediğiniz kadar giriş çıkış yapabiliyorsunuz. İçeride oyuncaklar için ayrıca ücret ödemek zorunda değilsiniz.

Disneyland’ın tek olumsuz tarafı oyuncak sırasında geçireceğiniz saatler. Çok kalabalık doğal olarak. Uzun kuyruklar sadece oyuncak sıralarında değil bir de yemek almak için gittiğiniz restoranlarda karşınıza çıkıyor. Yemeklerimizi almak için yarım saatten fazla beklediğimi hatırlıyorum. Dünyanın dört bir yanından ziyaretçisi var. Kalabalık olması çok çok normal. Yılın hangi ayı daha az kalabalıktır bilemiyorum ama biz 2016 Mayıs ayında gitmiştik ve hatırı sayılır bir insan topluluğu mevcuttu.

Alışverişi kim sevmez ki. 🙂 Ama söz konusu Disney olunca durumu biraz abartmış olabiliriz. Minnie hayranı biri olarak cennete düştüm sanmıştım. Türkiye’de arayıp bulamadığım her şeyi burada bir arada görünce kendimi kaybettiğim doğrudur.

Meşhur Disney Şatosu. Gündüz masal gibi gece rüya gibiydi. İçinden sayısız kere geçmiş olabiliriz. Önünde milyon tane fotoğraf çektiğimiz, her defasında yönümü bulmama yarayan minnoş şato.

Şurada kaldık, şunu yedik, şu kadar ödedik, bunları aldık pek tabi önemli bir blog yazarken ve rehber olmaya çalışırken ama Disneyland ile ilgili çok klişe bir cümleyi kullanmadan geçemeyeceğim ki oda şu; Disney anlatılmaz yaşanır.

Rehber bizi Disney’deki otelimize yerleştirirken güvenlik konusunda tedirginlik yaşamamamız gerektiğini özellikle vurguladı. Gidenlerin aklında şöyle bir soru olabilir; onca kalabalığın içinde ne kadar güvende olabilirim? Etrafta gezen sayısız sivil güvenlik görevlisi mevcutmuş. Yanınızdan geçen ve sizin turist sandığınız birçok kişinin polis olduğu söylendi bize. Bunu duyunca hırsızlık ya da taciz gibi durumlar için endişelenmeyi bir tarafa bırakıp mutluluğun keyfini çıkardım.

Disneyland fotoğraf çekmeyi seven biri için eşsiz bir yer bence. Detay sevenler için yaratılmış sanki. Üzerine bastığınız paket taşlardan tutun da kafanızı kaldırıp baktığınız her yer detay her yer fotoğraf karesi. Gitmeden bir pinterest turu tabi ki yapmıştık. Şurada bunu, burada şunu çekeriz diye geniş bir galerimiz mevcuttu. Ama gittiğiniz zaman ilham alacak fotoğraflara bakmış olmanın anlamsız olduğunu görüyorsunuz çünkü siz kendi ilhamınızı kendiniz yaratıyorsunuz oradayken.

Kusursuz bir peyzaj ve aydınlatma mevcuttu. Her yerde Mickey kafası görmek bizi ziyadesiyle mutlu ettiği için her detayı kameramızla çekmekten tabi ki geri kalmadık. 🙂

Ve Disney’de yaşamanız gereken birinci mutluluk sebebi tüm Disney karakterlerinin geçit töreni, ikincisi ise Disney’in kapanış gösterisi. İlk olarak günde iki defa yapılan geçit töreninden bahsetmek istiyorum.

Nasıl tarif etmeliyim bilemiyorum ama Disney’deki geçit töreninde tam olarak şunları hissediyorsunuz: Sanki Mickey ve Minnie elinizden tutup sizi o eşsiz arabanın içine alacak, bir kapıdan geçirecek ve sizde o an Masal’a dahil olacaksınız. 🙂

Kapanış

Tam olarak hatırlamıyorum ama 20:00 ya da 21:00’de şatonun olduğu yerde bir gösteri başlıyor. Tüm Disney karakterlerinin görüntüleri şatoya yansıtılarak eşsiz bir Disney sunumu izlemeye başlıyorsunuz. Görüntüler, sesler, gökyüzüne kadar çıkan fıskiyeler ve havai fişekler…

Kısacası Disneyland tam anlamıyla bir rüya gibiydi. Paris’te 2, Disney’de 1 tam gün geçirdik. Disney seyahati planlıyorsanız şayet gitmişken tabi ki Paris turunu da yapmanızı öneriyorum. Disneyland Paris’ten yaklaşık 60 km kadar uzakta şehir dışında konumlanmış bir yer. Paris’ten Disney’e giden araçlar muhakkak ki var ancak biz arabayla gittiğimiz için diğer alternatifler hakkında sizi bilgilendiremeyeceğim.

Kendinize bir hediye vermek istiyorsanız eğer listenize Disneyland’i eklemenizi şiddetle öneririm…

Share.

About Author

Leave A Reply